Kısa Hikaye: Türkiye’nin balta girmemiş ormanları…
Türkiye’nin balta girmemiş kışlalarında, her sabah bir general uyanarak güne başlar. Kafasında tek bir düşünce vardır: En sert darbe planından daha sert darbe yapabilmek, yoksa yerini dinci partilere kaptıracaktır.
Aynı ülkede, her sabah bir politikacı uyanarak güne başlar. Kafasında tek bir düşünce vardır: En hızlı hortumlayan politikacıdan daha hızlı hortumlamak, yoksa gelen seçim sezonunda koltuğunu kaybedecek küpünü doldurmamış olacaktır.
Aynı ülkede her sabah ülkede bir vatandaş uyanarak güne başlar. Kafasında bir tek düşünce vardır; iş bulabilmek, ekmek parasını çıkarabilmek, yoksa akşam eve eli boş gidince karısından bir araba laf işitecek, çocukları aç yatacaktır.
Bu hikaye bu ülkede böyle sürer gider… gökten 3 elma düşmüş birisi darbeci generallerin, biri hortumcu politikacıların başına. En büyük ve en ağır elmada bunlara inanan, güvenen, bunlardan boşu boşuna medet uman vatandaşın başına…
WaltDisney Production.
S+opp Swiss İsviçre Mallarına Hayır !!!!
İşte İsviçre’nin Mal Beyanı
Nes-presso, Nesquick, Nestle, Dugena, Paul, Picot, Wenger, Swatch, Tally, Weijl, Nesfit, , Prelife, Chokella, Mövenpick, Maggi, Nestum, Corn, Flakes, Purina, S.Pellecrino, Contrex, CofeeMate, Crunch, Perrier, KitKat, Candino, Rolex, Omega, Longines,, Frank, Muller, Novartis, Swiss, Bank, Corporation, Swiss, International, Air, Lines, Asea, Brown, Boveri, (ABB), Adecco, AMAG, Arbonia, Forster, ASCOM, ATAG, ATAG, Ernst, Young, Bally, Shoe, Baloise, Batigroup, Bucher, Bucherer, Bühler, Câbles, Cortaillod, , Caran, d`Ache, Ciba, Ciba, Specialty, Chemicals, Ciba-Geigy, Clariant, Compagnie, Financière, Tradition, Condor, Coop, Credit, Suisse, Crossair, CU, Chemie, Uetikon, Denner, Edipresse, Emil, Frey, AG, Ems, Chemie, EPA, Erb, Escher, Wyss&, Cie, Feldschlösschen, Fides, Treuhand, Firmenich, Flugzeugwerke, Altenrhein, Galenica, Geigy, Georg, Fischer, Givaudan, Glencore, GretagMacbeth, -Helvetia, Patria, Holcim, Hoffmann-La, Roche, Holderbank, Jelmoli, Kaba, KamKorp, KPMG, Fides, Peat, Kudelski, , Kühne&, Nagel, Kuoni, Leica, Geosystems, Lindt&, Sprüngli, Lonza, Group, METRO, Migros, Mövenpick, Group, Mövenpick, Hotels&, Resorts, Nestlé, Novartis, Oerlikon, Bührle, Omega, Omni, Panalpina, Phonak, Hearing, Systems, Protectas, Publicitas, Revisuisse, Raiffeisen, Richemont, Rieter, Rivella, Rolex, Rösch, Sandoz, Saurer, SBB-CFF-FFS, Schindler, Securitas, AG, , Serono, SGS, SIG, La, Suisse, Assurances, Sulzer, Suva, Swatch, Group, Swiss, BankCorporation, Swiss, International, Air, Lines, Swiss, National, Bank, Swiss, Life, Swiss, Re, Swiss, Steel, Swiss, Volksbank, Swissair(in, liquidation), Swisscom, , Syngenta, The, Information, Management, Group, Toradex, UBS, AG, Unaxis, Vaudoise, Assurances, Victorinox, Volkart, Brothers, Von, Roll, Wenger, Winterthur, Group, Zschokke, Zurich, Financial, Services, Zyma
kafesteyim ben kafeste
Gitme, gelme, yapma, etme, derken
Bir sıkımlık saltanatımız da bitti
Gönlüm şimdi sarı bir kızda
Kurban olmalı mı yeni aşka
Yapsam yapamam kazsam kazamam
vursam vuramam şaştım bu işe
Subay mı, er mi bilmem ama
kafesteyim ben kafeste
Darbe için acaba çok mu erken
Yapar mı yapmaz mı yoksa derken
Günlüğüm şimdi yeni bir kuyuda
Kurban olmalı mı bu cuntaya
yatsam yatamam, kaçsam kaçamam
kalksam kalkamam şaştım bu işe
küçük mü büyük mü bilmem ama
kafesteyim ben kafeste
CHP li Öymen 2. Önder Sav Vakası

Cahillikte sınır ötesine giden CHP li vekillerden yılın son bombası!
CHP li Onur Öymen, Önder Sav’ın peygamberimize hakaretlerinden sonraki son vakası. Umarız Onur Öymen dersini almıştır. Almamışsa! CHP yani Deniz Baykal bunun bedelini ilk seçimde ödeyecektir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde meclise girmediği için bedel ödeyen diğer partiler gibi CHP de açılım tartışmalarının yapıldığı gün meclisten kaçmasının bedelini ilk seçimde ödeyebilir. Aman dikkat CHP liler kendinize etmeyin yazıktır.
Çürük Çetesinin Akla Getirdikleri – Şeytanın Gör Dediği!
Çürük Çetesi ve Üst Düzey Askerler Bedelli Askerliğe Neden Karşıymış!
Son günlerde haberlerde TV lerden ve tüm medyadan bol bol izlediğimiz “çürük çetesi” bizlere bedelli askerliğin neden işleme konulmadığını neden engeller çıkarıldığını tüm Türk halkının gözlerinin önüne serildi.
Çürük çetesi içerisinde en yüksek kademede (Savcı Albay Zeki ÜÇOK) görev yapan askerlerin oluşu, ergenekon soruşturmalarında da asker eşinin (Gülay KÖMÜRCÜ) telefonunu “alo çürük hattı buyrun” diye açmasının kayıtlara geçmesi, türkiyenin en büyük spor kulübünün başkanının bile bu çete tarafından tehidet edilebilmesi bu konuyu kimlerin sömürdüğünün apaçık göstergesi.
Bedelli askerlik çıktığında malum çeteler ve çetelerden beslenen yüksek rütbeli askerlerin maddi kayıpları ortadadır. Bedelli askerlik çıktığında herkesin vereceği paralar yasal ve kayıtlı bir ortamda devletin kasasına girecek buradan savunma fonlarına veya başka fonlara akacaktı güya. Ancak bu durumda askerlik görevinin yapmamış, ertelemiş gecikmiş olan vatandaşların sırtından geçinen yüksek rütbeli sözde askerlerin ve çetelerin manfaatleri kesilmiş olacaktı.
Bu tür çetelerle bağlantısı olan askerlerin bedelli askerlik çıkmaması yönünde genelkurmay nezdinde girişimler, kulisler yaptığı açıktır. Normal bir vatandaşın bedelli askerlik için ödeyeceği rakam 7500 Euro iken, gayri resmi yoldan alınan paralar kişiye ve gücüne göre değiştmektedir. Belkide yasadışı yoldan alınan paralarla PKK ya mali destek te sağlanmış olabilir. Oysa yasal çerçevede alınan paraların nereye gideceği zaten yasalarla belirlenmiştir.
İşte bir anlamda “Çürük Raporu” uygulaması “Bedelli Askerlik” uygulamasının kayıtdışı versiyonu gibidir.
Türk kamuoyu son olaylarda (Ergenekon, Çürük Çetesi, Alo Çürük Hattı) görmüştür ki, asker kişiler siviller üzerinde kurdukları sistemle Türk vatandaşlarını sömürmekte ve çifte standartlı uygulamalar yapmaktadırlar. Hemde hem üst düzeyde askerlerin bu işte başı çekmeleri daha üst düzey askerlerin de bu işten haberleri olup olmadığını düşünmeye sevketmektedir.
-
Bir general altındaki subayların darbe yapıp yapmayacağını bilmez hissetmez mi?
-
Bir general altındaki subayların bir çeteyle irtibatlı olup olmadığını bilmez, hissetmez mi?
-
Altındaki subaylar, askerler bir işe kalkmışsa bir genaral bu işlere kulak tıkar mı? veya bu işe ortak olur mu? bu işten maddiyat sağlar mı? sessiz kalır mı?
-
Zırt pırt rahatsızlık geçiren genç subaylar ordu içindeki bu pisliklerden rahatsız olmaz mı?
-
Bunca olayın emir komuta zinciri dışında üst düzey askerin bilgisi dışında yapılması yüksek disiplinli olduğu sanılan TSK ‘da mümkün müdür?
Bu olaylar Türk Silahlı Kuvvetlerinin de aynı siyasetçilerin şikayet ettiğimiz huylarına sahip olduklarını göstermektedir. (Koltuk hırsı-darbe sevdası-halkı 2. sınıf sayma vs. gibi)
TSK içinde bu türden askerler de olabilir, ancak bu tür kişilerin çoğalmasına neden olan uygulamaların ve çifte standartların kaldırılması gerekir. Bunları temizleyebilirsiniz ama bunların paralelinde konuşan bunların menfaatlerini destekler açıklamaları sahip bir genelkurmay başkanınız varsa değiştiremezsiniz. Veya bu kanaatlere sahip olan diğer generalleri değiştiremezsiniz.
TSK bu noktada açılım yapmalıdır, örtbas etmeden suçluları saklamadan, kendi suçlarını da kabul ederek, yanlış yaptım diyerek bundan sonraki süreçte bir yanda askerliğini yapmamamış insanları sömüren bir yandan devletin kasasına girecek milyarlarca liraya el koyan, göz diken TSK mensuplarının bu eylemlere girişmesini engelleyecek uygulamaların gecikmeksizin işleme alınmasıdır.
Bu konuda İlker Başbuğ ve Tayyip Erdoğan el ele kol kola anlaşarak (diğer konularda nasıl anlaştılarsa) basın önüne çıkarak “bedelli askerlik” uygulamasının işleme konduğunu açıklamalıdırlar.
Türkiyede sağlık hizmetlerinden yararlanmak herkesin hakkıdır. Eğitim herkesin hakkıdır. Türkiyede mahkemeler önünde bütün vatandaşlar zengin fakir, asker sivil ayrımı yapılmaksızın eşittir. En azından böyle bilinir değil mi? O zaman!
Nasılki hastanelerde devletin kasasından ameliyat olacak hastalardan doktorlar görevlerini yapacakları yerde el altından bıçak parası, bahşiş, rüşvet istiyorlarsa, nasıl ki işiniz adliyeye düşerde avukatların kucağına düşerseniz adaleti en kolay yoldan en hızlı sürede tecelli ettirmek yerine sizi tavuk gibi yoluyorlarsa işte bu son çürük çetesi olayında ortaya çıkan sonuç aynıdır.
Askerler bedelli askerlik uygulamasını işleme hemen koyup gelen paraları kayıt altında devletin kasasına aktarmaları ve bu yolla elde edilen paraları savunma sanayii projelerinde kullanmaları gerekmektedir. Ancak mevcut durum askerleerin aksi yönde icraatlar bulunduklarıdır.
Bundan sonra söz hakkı hükümettedir. Söz hakkını askerlere bırakınca sonucun ne olduğunu Büyükanıt döneminde de Başbuğ döneminde de gördük. Hükümetin görevi bir an önce duruma el koymak ve seçimle iş başına geldiklerinde verdikleri sözleri hatırlamak (unutmuşlardır) ve yerine getirmektir.
AÇILIM MODASI
Bir açılımdır gidiyor. Hükümet geldiğinden beri hep bir şeyleri açıyor ama bir türlü kapatmayı beceremiyor.
- Kürt açılımı Ermeni açılımı Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanması açılımı HSYK açılımı
vesaire bir sürü açılım…
Genelkurmayla hükümet birbirleirnin kırmızı çizgilerine saygı gösterme konusunda anlaşmışlar. aralarında gizli bir anlaşma mutabakat sağlanmış. Genelkurmay CHP ile arasındaki bağları atmış durumda. Hükümeti daha iyi idare ediyor.
Hükümet devleti ve kendi sınırları dışında gereken tüm sahalarda üstüne vazife olsun olmasın açılımda bulunmak konusunda atılım üstüne atılım yapıyor.
Ruslarla bir yandan oynaşırken ABD ye göz kırpıyor. Yakında bekleyin FÜZE AÇILIMI geliyor. Amerika Polonyalıların kıçına sokamadığı füzeleri bizim kıçımıza sokacak yakında. Bekleyin göreceksiniz. Ve bizim kiler yine at pazarlığına başlayacaklardır. Füze açılımı zaten askeri cenah için normal ve olması gereken. Bir klasik ast üst ilişkisi ABD “şak” diye emreder TSK “tak” diye yapar.
Mayınlı arazinin temizlenmesi meselesinde hükümet yahudilerle anlaşmak isterken TSK ABD NAMSA yı işaret etmişti hemen.
Türkiye danışıklı dövüş siyasetiyle yürütülüyor. Devletin kuralları yok olmuş kırmızı çizgileri silinmiş, Hukuk ve hukukçular desen bize dokunmayan yılan bin yaşasın diyorlar, onların derdi hukuk değil, yaşamalarının devamına neden gördükleri rejimin devam meselesi vesayet meselesi laiklik meselesi yani.
Memleketin ve türk milletinin beklediği açılımlarda var hükümetin yan bile bakmadığı konular.
- Sosyal adalet Gelir eşitsizliği Her gün yapılan zamlar Halkın sırtına kene gibi yapışmış siyasetçiler Dokunulmazlıklar, vekillere yapılan akılalmaz kıyaklar, plaka kıyağı, Yolsuzlukların ve horumların sonlandırılması Yoksulluğun azaltılması İşsizliğin azaltılması Gençelerinin önün açacak kanun ve düzenlemelerin yapılması Devleti askeri düzenden sivil düzene geçirecek tedbir ve yasaların çıkarılması
daha ne açılımlar var halkın beklediği. Halkın bu beklentiletine iktidarın verdiği cevap, Putin’le bir fotoğraf, Aliyev’le yapmacık kucaklaşmalar, obama ile bir fotograf, Merkel’le Sarkozy’le it dalaşı, ortadoğu liderleriyle sahte arkabalık ilişkileri falan filan. Halkın taleplerine iktidar neyle cevap veriyor.
- Sadaka açılımı Ev eşyası açılımı Türban açılımı YÖK ve katsayı açılımı
Yani ülkede beceremeyeceği konuları becerecekmiş gibi ortaya açarak bu konuların kısmen veya tamamen zora sokulması sonucunu doğurmaktadır.
Hükümetin “halledeceğim” diye çıktığı halkın temel sorunlardan hangisini temelden çözdüğünü bilen var mı ?
99Fr Bir Reklâmcının İtirafı
” Adım Octave ve APC’den giyiniyorum. Reklamcıyım; Evet, kainatı kirletiyorum. Ben size en pis şeyleri satan adamım. Asla sahip olamayacağınız o şeylerin hayalini kurduran…. PhotoShop’la rötüşlanmış kusursuz bir mutluluk. Kılı kırk yararak yaratılmış görüntüler, moda müzikler. Zar zor biriktirdiğiniz paralarla, son kampanyamda itelediğim rüyalarınızın arabasını satın almayı başardığınızda, ben onu çoktan demode etmiş olacağım. Ben üç model önde gidiyorum ve her zaman sizi hüsarana uğratmanın bir yolunu bulurum. Glamour (cazibe); attığınız her adımda sizden biraz daha uzaklaşan o masal ülkesinin adıdır. Sizi yenilik bağımlısı yapıyorum.Yeniliğin avantajı hiç bir zaman yeni kalmamasıdır. Her zaman bir öncekini eskitecek yeni bir yenilik bulunuyor. Salyalarınızı akıtmak; Benim kutsal görevim bu. Benim mesleğimde kimse mutlu olmanızı istemez, çünkü mutlu insanlar tüketmezler. Çektiğiniz acı ticareti canlandırıyor. Bizim jargonumuzda buna ‘alışveriş sonrası düş kırıklığı‘ deniyor. Size acilen bir ürün gerekiyor, ama ona sahjip olur olmaz bir başkasına gereksinim duyuyorsunuz… İhtiyaçlar yaratmak için kıskançlığı, acıyı, doyumsuzluğu körüklemek gerekiyor: İşte benim savaş gereçlerim bunlar. Hedefim ise sizsiniz.”
Reklamcı Frederick Beigbeder’in Türkiye’deki adı her değişmekte olan kitabından. Adı her an değişmekte çünkü kitabın orjinal adı fiyatıyla aynı: 99 Fr.








